Oku ve Düşün
Olumsuz bir durumla karşılaÅŸtığı zaman “Her ÅŸey Allah’tan geliyor, ben ne yapabilirim?” diyerek sanki kendisinin bir suçu yokmuÅŸ gibi ÖZ ELEÅžTİRİ yapmayan, KENDİNİ DÜZELTMEYE çalışmayan ve etrafındakilerin onu teselli etmek için iyi niyetle söyledikleri “Ne yapacaksın, elinden bir ÅŸey gelmez” sözlerinin arkasına sığınan İNSAN!
Dün yaptıklarının cezasını çekiyor olamaz mısın?
Biraz kafa yorup da kendini ve davranışlarını düzeltmeye çalışmayacak mısın?
OKU ve DÜŞÜN!Â
ALLAH NE DİYOR?Â
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoÄŸunu affeder. (Şûrâ 30)Â
Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir ÅŸekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler. (Yûnus 44)Â
Kim iyi bir iÅŸ yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici deÄŸildir. (Fussilet 46)Â
(Ona), “İşte bu kendi ellerinin önceden iÅŸledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici deÄŸildir” (denir.) (Hac 10)Â
“Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır.” Allah, kullara asla zulmedici deÄŸildir. (Âl-i İmrân 182)Â
Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Åžahit olarak Allah yeter. (Nisâ 79)Â
Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları iÅŸler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir. (Bakara 95)Â
Bu sebeple iÅŸledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaÅŸtı ve alay ettikleri ÅŸey kendilerini kuÅŸattı. (Nahl 34)Â
Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! (Câsiye 21)
Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez. (Câsiye 22)Â
İnsanların kendi iÅŸledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. (Rûm 41)Â
Kendi iÅŸledikleri yüzünden baÅŸlarına bir musibet geldiÄŸi, sonra da ?Biz iyilik etmek ve uzlaÅŸtırmaktan baÅŸka bir ÅŸey istememiÅŸtik? diye Allah?a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur? (Nisâ 62)Â
İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. EÄŸer kendi iÅŸledikleri ÅŸeyler sebebiyle baÅŸlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliÄŸe düşerler. (Rûm 36)Â
Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiÄŸiniz bir musibet (Uhud?da) sizin başınıza geldiÄŸinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her ÅŸeye hakkıyla yeter. (Âl-i İmrân 165)Â
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaÅŸtırırlar. Dillerini eÄŸip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, iÅŸitmez olası!? “Râ-inâ” derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiÅŸtir. Bu yüzden pek az iman ederler. (Nisâ 46)Â
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediÄŸini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. (Nisâ 49)Â
Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doÄŸru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah?adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir. (Mâide 105)Â
Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her ÅŸeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. (En’âm 44)Â
Dinlerini oyun ve eÄŸlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan baÅŸka ne bir dost vardır, ne de bir ÅŸefaatçi. (KurtuluÅŸu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiÅŸ kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. (En’âm 70)Â
Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, iÅŸte onlar âyetlerimize haksızlık etmiÅŸ olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. (A’râf 9)Â
Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar Allah?ı bırakıp ÅŸeytanları dost edinmiÅŸlerdi. Kendilerinin de doÄŸru yolda olduklarını sanıyorlardı. (A’râf 30)Â
EÄŸer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini iÅŸledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. (A’râf 96)Â
Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, ÅŸiddetli bir azapla yakaladık. (A’râf 165)Â
Kendisine âyetlerimizi verdiÄŸimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da ÅŸeytanın kendisini peÅŸine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. (A’râf 175)
Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeÄŸin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Åžimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. (A’râf 176)
Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! (A’râf 177)Â
(Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir. (Enfâl 51)
Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr etmiÅŸler, Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır. (Enfâl 52)
Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Enfâl 53)
Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiÅŸtik ve Firavun ailesini de suda boÄŸmuÅŸtuk. Hepsi de zalim kimselerdi. (Enfâl 54)Â
Kendi yaptıkları sebebiyle baÅŸlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. (Kasas 47)Â
Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taÅŸ yaÄŸmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boÄŸduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor deÄŸildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. (Ankebût 40)Â
De ki: “Ben eÄŸer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. EÄŸer hidayete ermiÅŸsem, bu da Rabbimin bana vahyettiÄŸi sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla iÅŸitendir, kuluna çok yakındır.”(Sebe’ 50)Â
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz. (Ahkâf 19)Â
İnsan için ancak çalıştığı vardır. (Necm 39)
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. (Necm 40)
Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. (Necm 41)
Şüphesiz en son varış Rabbinedir. (Necm 42)
Yazan: myherdem
Kategori: Hayat Kitabı, Serbest Kürsü

Yorumlar
Yorum yok
Yorum Yap?n